ERDEM DENK

Futbol

“Kale”: Futbol-Lisan İlişkisi Üzerine Bir Deneme Denemesi

 

Giriş

İngiliz liginin diğer ülkelerden bariz bir farklılıkla hep "gear five"da yani 5. vites oynanmasının nedeni sanırım çoğumuzun merakını çekmiştir. Ya da futbolun genel olarak bir ülkenin kültürüyle ilgisi. Tabii bu konuda Simon Kuper'in kitabı gibi fazlasıyla "oryantalist" (ama "çok ünlü") çalışmalar da yapıldı, Galeano’nunki gibi sayısız ciddi ve güzel çalışma da. Bir hocam (Oral Sander) Almanlar coğrafi olarak işgale açık yerde yaşadığı için disiplinli olurlar, futbollarını bile bu anlayış belirler demişti.

 

Gelişme

Ben de bir süredir kafamı (niyeyse?) kurcalayan bir ayrıntıya takmıştım: "Kale"yi, yani bildiğimiz topun çizgisini geçip ağlarla kucaklaşması için milyonların seferber olduğu "kale"yi ifade etmek için çeşitli dillerde kullanılan sözcükler ve bunun o ülkenin futbol anlayışıyla (varsa) ilişkisi. Malumunuz İngilizler "goal" diyor ve bu kelimenin ikinci anlamı da amaç/hedef anlamına geliyor (topun çizgiyi geçmesi de gol. Yani hedefe ulaşıldı!). Ve adamlar sürekli gol arıyorlar. Maçın amacı/hedefi bu der gibi. Hücum futbolu yani.
 

Biz Türkçe'de kale diyoruz. Yani savunulacak yer. Bulmaca diliyle, “müstahkem mevki”! Gol yememe öncelikli. Savunma futbolu! Atamıyorsan yeme…
 

İtalyanlar, yani savunma futbolunun babası olan ülke, ne diyormuş, biliyor musunuz: "porta", yani kapı (“porta” sözcüğünün ilk anlamı kapı, ikincisi “kale”). Geçit vermemeli. İspanyollar da “porteria” diyor. Aynı kelime, girişte yer alan “emanet”e benzer bir anlamı var. Almanlar da "tor" diyormuş, ve bu kelime "tür"den yani (şehir/kale kapısından) türüyor! Enterasandır, “kale” genelde kapı ve/veya kale anlamına gelen sözcüklerle ifade edilse de, gol, yani topun çizgiyi geçmesine bu dillerde de “gol” deniyor! (Almanlar esasen “tor” diyor). Bulduğum istisna (evet, bildiniz, Fransızlarda!): Hem kale hem de gol için “but” kelimesi var ve bu da “amaç/hedef” demek (hele “kaleci”ye de “guardien de but” yani kalenin (aslında hedefin!) bekçisi demişler ki, süper). İngilizceye her yerde her daim (ucuz!) muhalefet diye ben buna derim! Gerçi futbolları/ligleri bu kelimenin hakkını tam anlamıyla vermiyor ve aslına bakılırsa bu müthiş teoriyi zayıflatıyor ama ben de onlara Fransız kalırım, olur biter.

 

Sonuç

Yapılmak istenen tabii ki bir kelimeden çıkarak oyun anlayışlarını açıklamak değil. Bu yanlış olur; ya da en azından fazlasıyla indirgemeci olur. Kaldı ki dilbilimci değilim ve bu dillere vakıf da değilim (hele burada örneklenenler dışındaki dillerde durum nedir, tam bir muamma benim için). Oyuna bakış açısı mı “kale”yi ifade etmek için kullanılan kelimeyi belirliyor ya da tersi mi bilmiyorum ama ortada bir “gerçek” ya da enteresan bir "tesadüf" var!: hücum işini önemseyen futbol ortamında "kale" kelimesini karşılayan sözcük aynı zamanda hedef ve amaç anlamına gelirken, savunma futbolunu benimseyen yerlerde bu alanı ifade etmek için “savunulan alan” anlamındaki (mevcut) bir kelime kullanılmış.

 

Ana Fikir

Peki bu müthiş buluş ne işe yarayacak! İşte bunu ben de bilmiyorum. Ama Camus, ne öğrendiysem kalecilikten öğrendim demiş. Lütfen kale deyip yabana atmayalım. Hele Avrupa Birliği’ne bu kadar yaklaşığımız şu günlerde.

 

Keywords

futbol, kale, lisan/dil

ana sayfa